Hoşgeldiniz, Bugün 13.12.2017 -
  • İstanbul Hava Durumu11°C / 18°Cİstanbul Hava DurumuÇok Bulutlu
  • Ankara Hava Durumu3°C / 15°CAnkara Hava DurumuParçalı Bulutlu
  • İzmir Hava Durumu12°C/ 20°Cİzmir Hava DurumuAz Bulutlu
Son Dakika Haberleri
Ali Sinanoğlu Ali Sinanoğlu
KILICA YUMRUK ATAN ADAM!

Ali Sinanoğlu, En Doğru Haber için yazdı...

Aziz dostlarım, bir önceki yazımızda “Dünya global sermayesinin %50 sini elinde tutan bu güce, İslam coğrafyalarında karşı durabilecek bir güç var mıdır? Varsa da kim veya kimlerdir?” demiştik. Bu yazımızda ise Rothschild ailesi ve uzantılarının İslam ümmetinin boynunda giyotin kılıcı gibi sallandırdıkları derin ve karanlık planları ve ezber bozup kılıca yumruk atan adam Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendiyi kaleme alacağız.

İngiltere merkezli olan ABD uzantılı asil kan dedikleri Siyonist derin Yahudi lobisi ve İsrail çıkarlarına uygun hareket eden Emperyalist haçlı soyluların ittifakıyla 1. ve 2. Dünya savaşlarında tamamlayamadıkları karanlık emelleri için, İslam coğrafyalarında İslam ümmetinin boynunda giyotin kılıcı gibi sallandırdıkları derin ve karanlık planları tam hız devam ederken 29 Ocak 2009 Davos zirvesinde dönemin Başbakanı Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘’One Minute’’ diyerek ezber bozdu ve kılıca yumruk atan adam olarak tarihe bir not düştü.
Peki, kılıca yumruk atınca ne değişti? Fiziki olarak düşünün karşınızda elinde kılıcı ve kalkanı olan bir zalim şövalye, karşısında ise silahsız savunmasız eli boş sadece gözünü karartıp iman gücüyle o kılıca yumruk atan ümmet sevdalısı bir mücahit. Davasında haklı olmasına rağmen sadece kendini yaralar. Peki, biz bu kılıca o zaman değil de Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bir Hadis-i Şerifinde düşmanın silahıyla silahlanın buyurduğu gibi, önce güçlenip aynı eşit şartlardayken mi yumruğu atmalıydık. Şartlar derken ekonomik, siyasi ve kültürel şartlardan kastım. Bunun kararını size bırakıyorum. Herkes kendine göre yorumlamakta özgürdür. İnancımız gereği Sayın Cumhurbaşkanımız ile benim düşüncem aynı. Çünkü göğsünde iman olan her Müslüman o tepkiyi verip bunu yapmalıydı. Peygamber Efendimiz yine bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyuruyor. “Bir kötülük gördüğünüz zaman elle düzeltin. Buna gücünüz yetmezse dilinizle düzeltmeye çalışın. Buna da gücünüz yetmezse kalben buğz edin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”

Ülke olarak başımızda karabulutlar dönerken, ülkeyi parçalamaya yönelik Ekonomik, Siyasi ve Kültürel yıkımlar için faaliyetlerde bulunarak, son vuruşu yapma hazırlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. Son vuruşun anlamı 3. Dünya savaşı. Amaç Nil ile Fırat nehri arasını kapsayan Büyük İsrail Devletini kurarak İslam’ı yeryüzünden yok etmek.Kılıca yumruk atıldığına göre yaraları nasıl saracağız onu kaleme alalım.
 
EKONOMİK BOYUT

Dünya ekonomisi üzerinde büyük güce sahip olan ve İsrail’e vergi ödeyen şirketlerin ürettikleri ürünlerin yerli alternatiflerini devlet desteğiyle becerikli iş adamlarına yatırımlar yaptırıp ürettirerek orta ölçekteki kendi esnafımızı güçlendirip, dünya devlerine kafa tutacak ekonomik güce erişmelerini sağlamalıyız. Lakin bunlar yapılırken de, Ramazan-ı şerif ayında Gazze’ye yağmur gibi bombalar yağarken, İsrail’de bizim yerli ürünlerimiz boykot edilirken birilerin “Yahudi ürünlerine yapılan boykot yanlış, Allah İsrail’e afet vermesin” dememesi gerekir diye düşünüyoruz. Bunun yanı sıra sermayenin el değiştirmesi için iş dünyasında kendi zenginlerimizi oluştururken, dertleri dava olmayan bir kısım zenginlerin acımasızca orta direk esnafı büyük balığın küçük balığı yuttuğu gibi yok etmeye çalıştıklarını görmek gerekir. Orta ölçekteki esnafların üst makamlara ulaşıp bu durumu arz edemeyeceklerini bilen fırsatçılara en üst perdeden müdahale gelmez ise önümüzdeki süreçte kepenklerini kapatan orta ölçekli esnafların sayısı artacaktır. Ötekileştirilip ezilen orta ölçek esnaf iş dağılımındaki eşitsizlikten dolayı aç kalan küçük piranalara dönüşür ve kendisine yaşama şansı vermeyen iş dünyasındaki sözünü ettiğimiz bir kısım büyük balıkların yaptıklarına karşılık, aynı dilden bir koro halinde açız diye seslenmeye başlar. Bu da AK Parti’ye oy kaybı olarak geri dönecektir. Önümüzdeki dönemde AK Parti’nin yeni anayasa değişikliği yapamadığı takdirde 2019’da tek başına iktidar olamamasına kadar uzanır.

KÜLTÜREL BOYUT

Avm’ler ve Sosyal medyada yaşayan gençlik.Müslüman gençliğin çoğunluğunu kendilerine benzettiler hem de kendilerine hayranlık duydurarak. Dünyayı bir ahtapot gibi her koldan adeta bir örümcek ağı gibi sarmış internetle sosyal medyada gençler arkadaşlık sayfalarında selfie akımına kapılmışlar. Üstelik gündelik hayatlarını neredeyse orada yaşar hale geldiler. Gençlerimiz onların son moda saç kesimi modellerini yaptırmakta adeta bir yarış içerisinde. Bu gençlerimizin dert edindikleri şeylerden biri de cep harçlıklarını nasıl arttırıp onların makyaj takımları ve son moda kıyafet modellerine sahip olmak. AVM ve cafelerden çıkmayan, sistematik olarak robotlaştırılmış, sadece adı kimlikte Müslüman olan kendi kültüründen uzak, ecdadını tanımayan ama bütün yabancı şarkıcıları tanıyan yolda yürürken bile kulaklığı takıp şarkılarını dinleyerek hayal aleminde yaşayan, Mukaddes Kitabımız Kuran-ı Kerim’den bihaber bir gençlik bize armağan ediyorlar. Bu gençlik Yeni Türkiye’yi asla Büyük Türkiye hedefine götüremez. Bu gençliğin düştüğü durumu Allah önce Devlet büyüklerine sonra ailelerine sorar.

Çünkü aileler ne kadar özverili davranırlarsa davransınlar, planın sistematik biçimde gençleri sürekli şeytani icatlarla gerçek hayattan koparması sayesinde genellikle hâkimiyet sağlayamıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın sözünü ettiği dindar bir nesil yetiştireceğiz projesi TÜRGEV, ENSAR ve İLİM YAYMA CEMİYETİ gibi vakıflar üzerinden yapılacaksa bu proje daha da hızlandırılarak, kalıcı bir çözüm için devlet politikası haline getirilip önceliklerimizden biri olmalıdır. Devlet bu gençleri okutup dindar bir nesil yetiştirilmesi için gerekirse bütçe ayırmalıdır. Ancak ümmet anlayışında olan İslami şuur ile bilinçlendirilip yetiştirilen cesur, ihlaslı  ve dindar bir nesil bu ülkeyi 2071’lere götürebilir.

SİYASİ BOYUT

Muhalefet partilerinin durumu ortada koca koca adamların gözlerini iktidar hırsı bürümüş. İktidara gelebilmek için herkesle anlaşmaya hazırlar. Onları kendi hallerine bırakıp konumuza dönelim. Bu karanlık ve derin gücün karşısında İslam ülkeleri içerisinde karşılarında durabilecek tek siyasi güç AK Parti hükümetidir. Hem tarihi iyi bilen bir akademisyen, hem de dini bütün bir devlet adamı olan Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’na ve ekibine çok iş düşmektedir. Allah yardımcıları olsun.

Başarıyla tamamlanmış bir çözüm süreci ile birlikte işin kültürel boyutunda bahsettiğimiz dindar neslin devlet kadrolarına ve AK Parti teşkilatlarına yerleştirilmesi gerekir. Bu, AK Parti iktidarının, değil Millete, bu ümmete yapacağı en büyük icraat ve iyiliği olacaktır. İslam sancağı düştüğü yerden kalkacaksa o sancak burada düştü ve buradan kalkacak. O sancağı kaldıracak olanda Yeni ve Büyük Türkiye’nin imanlı evlatları olacaktır. Yoksa bu boşluğu dilinde dava, aklında rant olan ve menfaatleri kesildiğinde saf değiştirebilecek alçaklar doldurur. Dolayısıyla bu durum da karanlık ve derin güçlerin ekmeğine yağ sürerek planlarının gerçekleşmesine hız kazandırır.

Sokaktaki insanımızın düşünce ve taleplerini gözlemleyerek yazdığımız ve kendi acizane görüşlerimizi de belirttiğimiz bu yazımızda inşallah sevdiklerimizi incitmemişizdir. Allah (c.c) devletimizin bekasını, aziz milletimizin birliğini ve beraberliğini daim etsin. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere. Selam ve dua ile.

YAZARIN DİĞER YAZILARI Yazı Arşivi