Hoşgeldiniz, Bugün 22.09.2018 -
  • İstanbul Hava Durumu11°C / 18°Cİstanbul Hava DurumuÇok Bulutlu
  • Ankara Hava Durumu3°C / 15°CAnkara Hava DurumuParçalı Bulutlu
  • İzmir Hava Durumu12°C/ 20°Cİzmir Hava DurumuAz Bulutlu
Son Dakika Haberleri
Cebrail Mungan Cebrail Mungan cebrail@endogruhaber.com
İslam Dini, Ateistlerin özgürlük alanı mıdır?



Dinsiz ve Ateist olmanın, başka insanların değer yargılarına hakaret etmenin özgür bir alanı gibi görünmesinin sebebi nedir?

Ateist olmak, günah ve sevap kavramlarının kişi için hiçbir şey ifade etmemesinin getirdiği rahatlıkla her kesimin değer yargılarına saldırmak mıdır?

Sözde entelektüel dahilerin ve Ateistlerin fare tapınaklarında hacı olmak için sıraya girdikleri bu günlerde bile insanlar bu konuyu  tartışmaya dahi gerek görmezken, İslam dinini ve O dinin Peygamberine dil uzatanların sözde tespit dedikleri düşüncelerle kimleri avlamak istedikleri açıktır ve hatta bu provakatif oyunlara gelmemek lazım… Hatta uyanık olmak gerekiyor.…

Öyle ki; son zamanlarda karısının yüzüne dışkı atmakla adından söz ettiren Sevan Nişanyan adlı sözde düşünürün komik açıklamaları eşinin yüzüne attığı dışkı kadar beter bir yorum…

Sözde dahinin açıklamaları araştırmadığı bir din için oldukça seviyesiz…

“Bundan yüzlerce yıl önce Allah’la kontak kurduğunu iddia edip bundan siyasi, mali ve cinsel menfaat temin etmiş bir Arap lideri diyerek önemli bir tespit yaptığını zannediyor. İslam peygamberini siyasi, mali ve cinsel menfaatler temin etmek için insanları aldatmakla itham etmiş ve peygamber’in araplığına vurgu yaparak açıkça nefret suçu işlemiştir.

Nişanyan, İslam dinin araştırmış olsa idi peygamberin mali ve siyasi konularda Medine de O dönem yaşayan sahabelerden hiç bir farkı olmadığını ve hatta çoğu zaman evinde kendisi aç iken misafirini doyurmak için  erzak ayıran bir peygamber olduğunu görecekti.. Giyinişi, davranışı ve siyasi liderliğinin toplum içerisinde ona bir ayrıcalık tanımadığını Müslüman olmayanların dahi emin olunan ve güvenilir bir insan olarak baktığı birine ancak bu kadar zalimce bir iftira atılabilirdi.

İslam dininin peygamberini kadın düşkünü gibi göstermek vicdansızlıktır.
Zira peygamberimiz savaş sonrası ortada kalan kadınların farklı bir duruma düşmemesi için onları himaye etmesi ve sahabelere örnek olmasını farklı yorumlamanın bir manası yoktur…Kaldı ki, dul ve yetimleri himaye etmek için bile Allah’ın iznine tabi bir peygamberden bahsediyoruz..

Zira kadını himaye eden bir peygamberi eleştiren Nişanya’nın peygamberimizin yaşadığı çağın gerisinde bile görünmeyecek  davranış sergileyerek eşinin suratına dışkı atan birinin sözlerine kim itimat eder ki; hiçbir kadın maruz kalmamıştır bu tiksindiren manzaraya …Peygamberimizin kadına bakış açısı ile mukayese edilemeyecek kadar kadın onurunu ayaklar altına alan birinin bu yorumu ancak iftira olabilirdi…

Mesele İslam dini olunca her türlü saldırıyı kendisine özgürlük alanı ilan edenlerin kendi şahıslarına yapılan eleştirileri kaldıramayıp soluğu mahkemelerde aldıklarına da şahit oluyoruz… Gerçi, Hz.Muhammed’in korunmaya ihtiyacı da yoktur. Onu sağlığında koruyan güç bugünde koruyacak güçtedir kimsenin şüphesi olmasın…


Peygamberimizin dünya gelişinin çok öncesi meydana gelen bir olayı anlatmak isterim.

Bilenler bilir Fil Suresinde geçen Ebrehe’nin orduları Kabe’yi yıkmak için geldiklerinde Mekke’nin ileri gelenlerinden olan Kureyişli Abdulmuttalip, Mekke dışında saldırı hazırlığı için kamp kurmuş olan Ebrehe’nin iki yüz devesine el koyduğunu duyunca develeri istemeye gider…

-Kral Ebrehe; "Sor bakalım ne istiyor?"

Tercüman sordu...

 -Abdülmuttalib; "Benim isteğim, kralın el koyduğu iki yüz deveyi bana vermesidir." dedi. Tercüman bunu anlatınca;

- Ebrehe tercümana: "Ona de ki; "Seni gördüğümde çok beğenmiştim. Fakat konuşunca gö­zümden düştün. Sen, elime geçen iki yüz deve hakkında benimle konuşuyor da senin ve atalarının dininin timsali olan Kabe'yi yıkmak isterken benimle o hu­susta konuşmuyorsun."
 
Abdülmuttalib ona tokat gibi bir cevap verir…

"Ben develerin sahibiyim. Kabe’nin de sahibi vardır, o da onu koruyacaktır" der… Bu olayın sonunu merak edenler de araştırarak sonucu öğrenebilir.

Ben de diyorum ki;

Hz.Muhammed’in sahibi vardır ve onu da koruyacak olan güç de bellidir.



 

YAZARIN DİĞER YAZILARI Yazı Arşivi