Hoşgeldiniz, Bugün 22.09.2018 -
  • İstanbul Hava Durumu11°C / 18°Cİstanbul Hava DurumuÇok Bulutlu
  • Ankara Hava Durumu3°C / 15°CAnkara Hava DurumuParçalı Bulutlu
  • İzmir Hava Durumu12°C/ 20°Cİzmir Hava DurumuAz Bulutlu
Son Dakika Haberleri
Cebrail Mungan Cebrail Mungan cebrail@endogruhaber.com
Bizim birbirimizden başka sarılacak kimimiz var?



Bir ülkede bir siyasi parti lideri demokrasi olmadığını haykırıyorsa ve o ülkenin Ana Muhalefet görevini üstlenmiş bir partinin lideri bunları söylüyorsa hem kendisi açısından hem de ülke prestiji açısından durum daha da vahimdir… 'Demokrasi yoktur' serzenişi, akıl ile izahı mümkün olmayan bir durumdur.

Maalesef böyle düşünenlerin kendinden görmediği bir iktidar partisi başa geliyorsa 'Demokrasi yoktur' serzenişinde bulunmaları çok kolaydır… Hele de, on yıldır seçimlerde bileğini bükemediğin bir parti için söylüyorsan sözlerini, ciddiye dahi almazlar. Ama senin dünyana hitap eden bir iktidar başa gelirse ne olacak ! Senin demokrasi anlayışının bana hitap edeceği ne malum! İşte Türkiye'de oluşan iki farklı manzara...

Bir ülkede siyaset yapanların  demokrasinden ne anladıklarını iyi tahlil etmeleri lazım. Siyasi ideoloji ile hareket edenlerin kendi demokrasilerini millete nasıl dayattıklarına şahit olduk.

Üniversitelerde, devlet kurumlarında  insanların inanç özgürlüklerinin nasıl ihlal edildiği hala hafızalardadır... Çağ dışı yöntemlerle kurulan ikna odaları ile nasıl demokrasi dersi verildiğini görmüştük. Bugün hala o yaptırımları doğru kabul edenlerin demokrasiden söz etmeleri gerçekten utanç verici bir durumdur.

Bir siyasi parti milletvekili, bükemediği bileği öpmek yerine Türk silahlı kuvvetlerini göreve, yüzü kızarmadan davet ediyorsa o ülkenin siyasi partisinin  demokrasi derdi olduğu söylenebilir mi? “Kendilerinden olmayan hiçbir şeyi kabul etmemek demokrasinin bir yaptırımı mıdır?” soruyorum. İş başına davet ettikleri askerlerden bir umut bekleyip seçim ile iş başına gelenleri zorba bir tutumla yönetimine el koydurtmaya demokrasi denebilir mi?

En acısı da şudur ki; Suriye'de kendi halkını katleden Esat ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını aynı kefeye koyarak ülkede demokratik bir rejimin varlığını da yok saymıştır. Böyle bir benzetme Esat'ın aklına bile gelmemiştir. Ana muhalefet lideri, 'baas yönetim biçimini' daha demokratik bir tutum olduğunu düşünüyor herhalde. Bu ülkede demokrasi yoktur diyenlerin anayasayı değiştirmek için kılını kıpırdatmadıklarına da şahit oluyoruz.

Eğer biz her iki siyasi tutumun demokratik bakış açısından rahatsız isek yapacağımız tek şey var... Mutlu olacağımız bir anayasa için  hep birlikte meclis çatısı altında toplanmaktan başka çare var mıdır?

Kardeşlik ve de barış dilini her zaman kullanmalıyız. Bizim birbirimizden başka sarılacak kimimiz var, söyleyin. Kimimiz var?

Anlaşılan, hiç kimsemiz yok...

YAZARIN DİĞER YAZILARI Yazı Arşivi