Hoşgeldiniz, Bugün 15.11.2018 -
  • İstanbul Hava Durumu11°C / 18°Cİstanbul Hava DurumuÇok Bulutlu
  • Ankara Hava Durumu3°C / 15°CAnkara Hava DurumuParçalı Bulutlu
  • İzmir Hava Durumu12°C/ 20°Cİzmir Hava DurumuAz Bulutlu
Son Dakika Haberleri
Cebrail Mungan Cebrail Mungan cebrail@endogruhaber.com
İnsanımız öldürüyor ve ölüyor…

Maalesef bu ülkede olanlara aklı başında bir açıklama yapmak çok güç…

Çeşitli ülkelerin alçakça gizli emellerine hizmet eden örgütler veya derin yapılar, bu ülkenin huzur ve sükunetine yönelik yapılan eylemlerle sürekli mesaj veriyorlar.
Ancak maalesef bu eylemlerde yine bizim insanımız var.
Birileri mesajı Türkiye üzerinden Amerika’ya verecekse bile, sonuçta ölen de ve öldüren de yine bizim insanımız.
Peki insanımızı yıllardır neden Devlet ve Millet ekseninde faydalı bireyler olarak yetiştiremiyoruz?

Çok övgü ile bahsettiğimiz 'Devrim Türkiye’si neden seksen yıldır insan yetiştirmede o devrimin ayak izlerini göstermiyor?

Ankara'da ABD Büyükelçiliği'ne yapılan saldırıda canlı bomba Ecevit Şanlı’nın, babası Sadık Şanlı’nın açıklamalarına bakınca kahrolduğunu ve çevresine karşı bir utanç yaşadığını görmek gerekirdi. Ordu’nun Gürgentepe ilçesine bağlı Akören köyünde çiftçilikle uğraşan baba Sadık Şanlı, gazetecilere yaptığı açıklamada, olayla ilgili ilk bilgiyi televizyondan öğrendiğini ve oğlunun resmini  tanıdığını belirtti.

Baba şanlı şöyle diyor…

”Devletin kestiği parmak acımaz. Devlet ile baş olur mu? Her zaman büyüktür. Büyüğe karşı gelinmez ki. Cahillikten oldu bunlar. Allah demek ki alnımıza böyle yazdı. Bu bizim çilemiz çekeriz. Olan bitenden hiç haberim yoktu. Ben ne yapayım ki. Kendi kendini ateşe attı. Kendini de yaktı beni de.”
Baba Sadık Şanlı  böyle diyordu ama  bir de masum insanları ateşe attığını ve orada bulunan günahsızların çektiği acının hesabını vereceğini de bilmesi gerekir.
Tabii burada esas mesele dağa çıkan terörist ile yurtdışı bağlantılı örgütlerin insanımızı nasıl ölüme götürdüğünü, hangi psikolojik yöntemleri uyguladığını sorgulamamız gerekiyor.

Neden insanımız bu tür eylemler içinde yer alıyor?

Yasadışı bu yapılanmaların insanımızı hangi güven verici telkinlerle alıkoyarak, tekrar insanımıza karşı tehdit olarak kullandığının tespit edilmesi çok önemli.
İşsiz güçsüz ve yarını olmayan binlerce genç var. Bunların hangi değer yargıları ile yetiştiğini merak ediyorum. Devletine ve milletine bağlı ailelerin çocukları niçin bu hale gelir?

Gençliğini sorgulamayan ve onların doğru yetiştirilmelerine imkanlar sağlamayan Devlet Baba, kendine karşı kullanılacak canlı bombalara daima hazır olmalı.
Aslında devleti soyan, rüşvet alan ve her türlü kirli tezgaha bulaşan her insan da bir nevi canlı bombalara benzer.

Neden mi?

Yıllardır ülke ekonomisini belli bir kesime pompalayan bu ahlaksızların, eğitime, sağlığa, işsizliğe harcanacak olan kaynakları sorumsuzca kendi menfaatlerinden yana  kullanarak yarınsız bırakılan binlerce gencin, terör örgütüne üye olmasından sorumlular.
Ailelere düşen çocuklarını sıkı takip etmektir. Yoksa dünyaya getirip onları başıboş bırakırsanız olacakları engelleyemezsiniz.
Bir baba kızını üniversiteye gönderiyor ve ardından kızını televizyonlarda eylem yaparken görüyor ve cinnet geçiriyor. Kızını bir daha o karanlık örgütlerden koparamıyor. Kaldı ki o karanlık güçlerin mensupları bir de babayı tehdit ediyorlar.

Evet… Üniversiteler özgür kalmalı ama yasadışı örgütlerin faaliyet alanı da olmamalı.
Şahsen üniversitelerin özgürlüğünden kastın ne olduğunu anlamış değilim. Öğretim görevlilerin önemli bir bölümü o bilim yuvalarında ideolojik bir bakış açısına sahip olduğunu ve öğrencileri telkin ettiğini, kendi öğrencilik yıllarımdan anımsıyorum. Üniversiteler bilim yuvaları haline gelmezse yasadışı örgütlerin faaliyet alanı haline gelebiliyor.
Bu hususu Siyaset kurumları ve İktidar sahipleri ciddiye almalı.
 

Her evde isterse on çocuk olsun. Önemli olan sayı değildir. Bir çocuk nitelikli ve Ahlaki değerlerle taltif edilmişse bazen on çocuğa bedeldir.

Haksız mıyım?



 

YAZARIN DİĞER YAZILARI Yazı Arşivi