Hoşgeldiniz, Bugün 15.11.2018 -
  • İstanbul Hava Durumu11°C / 18°Cİstanbul Hava DurumuÇok Bulutlu
  • Ankara Hava Durumu3°C / 15°CAnkara Hava DurumuParçalı Bulutlu
  • İzmir Hava Durumu12°C/ 20°Cİzmir Hava DurumuAz Bulutlu
Son Dakika Haberleri
Cebrail Mungan Cebrail Mungan cebrail@endogruhaber.com
Emperyalizm zırvaları...

Türkiye'de belli ideolojik çevrelerin Suriye'deki katliamlara sessiz kalmalarını mezhepsel bir söyleme dökmemek için uydurdukları kılıfın tarifini yapanlar bu olayı emperyalizm ile açıklamaya çalışmaktadırlar.

Peki 'Emperyalizm' ne demektir?

Bir devletin kendi sınırları ötesindeki halklar üzerinde, rızaları olmaksızın, kontrol kurma politikası şeklinde tanımlanmaktadır.

Daha geniş manada bilgi isteyenler İnternet üzerinden emperyalizmin tarihçesine kadar inebilirler. Şimdi gelelim Arap Baharı'nı oluşturan gerekçelere…

Önce Libya,Mısır,Yemen gibi ülkelerin diktatör yönetimlerine karşı çıkarılan ayaklanmalar bu ülkelerde  ciddi değişimler oluşturdu.
Ve bir çok küçük Körfez  ülkesinde çatışmalarla kendini gösteren ama etkili olmayan değişim hareketi son olarak Suriye de baş vermiştir. Yüzde on beş gibi azınlık nüfusuna sahip olan Nusayrilerin zorba egemenliğine karşı gösterilen ayaklanma ,Arap Baharı'nın son halkası olarak karşımıza çıkmıştır.

Ancak Suriye'deki  çatışmaları emperyalist ülkeler tetiklemiş olsa dahi zorba bir yönetime karşı ayaklanmayı halkın rızası olmasaydı kimse gerçekleştiremezdi.Demek ki bu yönetimden kurtulma isteği sadece  emperyalist ülkelere  dayandırmak gerçekçi değildir.

Ayaklanmayı sadece emperyalist ülkelerin isteği ile çıktığını düşünenlerin Beşer Esed’in  babası olan Hafız Esedi iyi tahlil etmediklerini görmek lazım.

Bir darbe ile yönetimi ele geçiren Hâfız Esed Suriye'yi otuz yıl demir yumrukla yönetti, ayrımcılığın en ibretlik örneğini sergiledi, ülke nüfusunun dörtte üçünü teşkil eden Sünnî Müslümanları dünyaya bunların kökten dinci oldukları iddiasıyla kandırarak ezdikçe ezdi; Alevî, Dürzî ve Nusayrîlere büyük imkânlar sağladı.

Bir protesto toplantısı ve gösterisi yüzünden Hama'da yirmi bin Sünnî Müslüman’ı katletti. İnsanların özgürlük ve mutluluklarını, ülkenin zenginlik ve kalkınmasını fedâ ederek bir istikrar sağladı.


Peki  30 yıl önce Hama'da yapılan protestoda emperyalist ülkeler tarafından mı gerçekleştirildi? Acımasız bir katilin yaptıkları oğluna miras kalmıştır bu böyle bilinmeli!

Hafız Esed yıllarca PKK terör örgütünü Türkiye'ye karşı kullanmaktan çekinmemiş bir emperyalist olduğunu da kabul etmeli.

Oğlu Beşer'in ülkesinde gerekli reformları gerçekleştirme çabaları sonuç vermeyince Arap Baharı Suriyeli halk tarafından bahane edilmiştir.Kimse bu durumu emperyalizmle açıklamaya kalkmasın.  

Babasını aratmayan katliamlara imza atan Beşşar Esed’i emperyalist güçlerin saldırısı altında  masumlaştıranların diliyle verdikleri destekle bu kanı üzerlerine sıçrattıklarını unutmasınlar.

Eğer orada zalim ve zorba bir yönetimin katliamlarına sadece emperyalizm ile bakanların mezhepsel bir sıkıntı içinde olduklarını görmek lazım.

Dış güçler başlattı diye katledilenlere seyirci kalanların oh iyi oldu türünden yaklaşım göstermeleri kabul edilemez. Bu yaklaşım içinde olanlarda zerre kadar merhamettin olmadığını üzülerek görmekteyiz.

Demokrasi gibi bir enstrümanı kullanmak istemeyen Zorba yönetimler  çoğunluğun seçimi ile iktidarı kaybedeceklerini bildikleri için azınlıkların iktidarı ile çoğunluğu baskı ile sindirmeye çalışmaktadırlar.

Esas emperyalizmden dem vuranların emperyalist güçlerin kültürünü modernlik ve çağdaşlık adı altında kullandıklarını görmemeleri ise bir başka körlüktür.

Türkiye'deki belli  çevrelerin de sosyal medya üzerinde Suriye'de yaşanan  katliamları haklı çıkarma gerekçeleri emperyalizmle izahları çok gerçekçi değildir.

Amerika ve Avrupa kültürünü yaşamaktan ve bu yaşam tarzına olan bağlılıklarını Kültür Emperyalizmi adı altında değerlendirmeyenlerin her nedense katledilen insanlar üzerinden emperyalist söylemlerde bulunmaları ve hatırlamaları ne kadar acıdır.

Öyle değil mi?

YAZARIN DİĞER YAZILARI Yazı Arşivi