Hoşgeldiniz, Bugün 22.06.2018 -
  • İstanbul Hava Durumu11°C / 18°Cİstanbul Hava DurumuÇok Bulutlu
  • Ankara Hava Durumu3°C / 15°CAnkara Hava DurumuParçalı Bulutlu
  • İzmir Hava Durumu12°C/ 20°Cİzmir Hava DurumuAz Bulutlu
Son Dakika Haberleri
Cebrail Mungan Cebrail Mungan cebrail@endogruhaber.com
Uzun uzun baktı… Boş ovaya doğru…



 

Uzun uzun baktı… Boş ovaya doğru…
 
Hasretle içini çekti...
Cebinden çıkardığı  tabaka, güneş ışığını  yansıtıyordu yüzüne…
 
İçinden bir tutam tütün aldı ve  nasırlı elleriyle kalem gibi bir sigara sardı. Babadan kalma çakmakla yaktığı sigarayı öyle uzun çekti ki ağzından çıkan dumanın  büyüklüğü ciğerinden gelen hasreti anlatmaya çalışır gibiydi.
 
Babadan kalma on beş dönüm arazi sayesinde sekiz nüfusu zar zor idare ediyordu. Kalın kaşlı, nur yüzlü adamdı Yusuf  Temur…
Hayatta sevinecek tek şeyi vardı oda oğlu Hasan’dı..
 
Askere gönderdiği oğlu Hasan’ın bir an önce köye dönmesini bekliyordu. Tek başına tarlayı ekip biçmek çok zor oluyordu.
 
Köylü ne kadar yardım etse de hiçbir şey  Hasan’ın yerini tutmazdı. Hele bir gelsin çocuklarını hasretle öpüp koklasın derdi…
Yusuf, oğlu Hasan’ı askere geç gitsin ve mürüvvet görsün diye yaşını küçük göstermişti.
 
Hasan’ın iki küçük oğlu vardı…
Son numarayı henüz görmemişti…
Öyle ki Yusuf Temur torunlarına sarılırken bile Hasanımın kızanları diye bir başka sever ve koklardı…
 
Bu derin düşünceler içinde sırtını duvara dayadı ve gözlerinden iki yaş damladı kara toprağa…
Haftalardır aradığı oğlu hasana ulaşamıyordu. En son konuştuğun da ‘Babam beni merak etme arada bir operasyonlara çıkıyoruz ulaşamazsan kayıtta kalma’ derdi. Baba yüreği nasıl cız etmesin ki; her gün şehit haberleri duyunca  kaskatı kesilip oğlunun adı geçer diye bir betona dönüşürdü.
 
Köyde olmamış şey değildi.
 
Gurur abidesi olarak dokuz  şehit veren Kanlıca köyü daha fazla şehit vermek istemiyordu. Gözü yaşlı anaların şehitlikteki hallerini görünce Yusuf Temur hepten kötü oluyordu.
 
Artık gözyaşları sel olmasın analar ağlamasın diyenlerin dağıttığı umutta yarınlara kalmıştı...
Köylü çaresiz anaların duası ile canilerin insafına kalmıştı...
 
Bu derin düşünceler bulutunu  bir araç motoru dağıttı…
İçinden üzgün ve moralsiz olduğu anlaşılan bir astsubay indi…
 
‘Yusuf Temur kim?’ dedi.
 
Yusuf, benim diyemedi öylece sırtını dayadığı duvar sanki onu bırakmıyordu…
Gözleri buğulandı…
Boş ovalar gözünde anlamını yitirmiş ve sanki kalbine bir bıçak saplanmıştı…
 
 
Biraz önce itina ile sarmış olduğu sigara parmaklarının arasından kayıp ceketinin üstüne düşüverdi…
Yusuf’un sırtını dayadığı duvarın on metre sonrasında  dam eve ulaşan kara haber çığlıklara kavuşmuş ortalık yangın yerine dönüşmüştü.
 
Evet Kanlıca’nın onuncu şehidi Hasan Temur’du.
Tevekelli annesi gördüğü rüyada onuncu şehidinde Kanlıca’dan olacağını görmüştü ama üç askerden birinin oğlu olacağını hiç düşünmemişti...
 
Yusuf, kaskatı kesilmiş vücudu ile ayağa kalkıp ‘Vatan sağ olsun komutanım’ diyebildi.
Zaten gerisini bir daha göremeyecekti…
Altı yaşındaki  torunu Sedat’a ne diyecekti?
Oğlum baban öldü demeyi sanki kendine yediremedi. 
Yaşadığı evlat acısından kalbine yenik düşen Yusuf Temur, oğlunun yanına gömüldü…
 
Türkiye’nin her bölgesi  bu acıları çok daha fazlasıyla yaşamaktadır.
Anaların gözyaşı akmasın diyenlerin bu fedakarlık karşısında bu kanı durdurma sorumlulukları her zamankinden çok daha fazladır.
 
Evlatlarını kucaklarına alamadan hasretle şehit olan fedakar insanların ruhları şad olsun…
 
Unutulmasın ki bu şehitler yarın mahşer gününde  hepimizden davacı olacaklar…
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI Yazı Arşivi