Hoşgeldiniz, Bugün 22.09.2018 -
  • İstanbul Hava Durumu11°C / 18°Cİstanbul Hava DurumuÇok Bulutlu
  • Ankara Hava Durumu3°C / 15°CAnkara Hava DurumuParçalı Bulutlu
  • İzmir Hava Durumu12°C/ 20°Cİzmir Hava DurumuAz Bulutlu
Son Dakika Haberleri
Cebrail Mungan Cebrail Mungan cebrail@endogruhaber.com
Zehir var ama...

Rahmetli Turgut Özal’ın yılan hikayesine döndürülen Adli Tıp süreci sonunda akıllara zarar bir açıklama yapıldı.

Adli Tıp Kurumu'nun alt birimlerinde yapılan tetkikler geçtiğimiz günlerde 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'na ulaştı. Edinilen bilgilere Özal'ın naaşında bulunduğu belirtilen 4 maddenin, zehirlenmesini kanıtlayacak dozda olmadığı tespit edildi. Yüksek dozda olduğu iddia edilen DDT maddesinin, yıllar içinde çeşitli sebze ve meyvelerden tarım ilaçları aracılığıyla alınarak, vücutta yağ tabakasında biriken bir madde olduğu, Özal'ın vücudunda da bu nedenle bulunduğu sonucuna varıldı. DDT'nin, o dönem yaşayan kilolu insanların vücutlarında tespit edilmesinin normal olduğu belirtilmişti. Polonyum adlı radyoaktif maddenin ise çevresel etkenler vesilesiyle vücuda girdiği kanaatine varıldı. Kefende bile zehirli madde tespit edilmesi radyoaktif maddelerin çevresel faktörler konusunda kanaat oluşmasında etkili oldu. İki radyoaktif madde için Küçükçekmece Nükleer Araştırma Merkezi'nden uzman desteği alındı.

Şimdi bende Eğitim fakültesi mezunu ve 20 yılın üzerinde  haber, spor ve magazin haberciliği yapmış  biri olarak bir açıklama yapıyorum…

Siz bizi gerizekalı mı sanıyorsunuz? 19 yıl sonra zehir ilk verildiği günkü tesirinde olur mu hiç?
Özal’ın defnedildiği topraklarda ilaçlı tarım mı yapıldı ki; topraktan vücuda geçen zehirlerin etkisinden söz edilsin.

O zaman on dokuz yıl önce aynı kilo da ölmüş herhangi bir ceset üzerinde de araştırma yapılsın. Bakalım Cumhurbaşkanlığı köşkü şartları altında bakıma alınmamış herhangi bir ceset üzerinde ne kadar bir oranda DDT denen madde çıkacak?

Demek ki; Rahmetliye Köşkte iyi bakmamışlar!

Cumhurbaşkanlığı köşkünde sebze ve meyveler iyi yıkanmayıp Rahmetli'nin önüne mi getiriliyordu? Pes doğrusu!

Ben bu memlekette ıslak imzalı belgeyi tespit konusunda çelişen kararları gördükten sonra Özal’ın naaşı üzerindeki  araştırmaları  çelişkili buluyorum. Bağımsız yurt dışından gelecek olan bir kurulun tespitleri gerekli  bence. Bakın o zaman doğru şeyler söylenebilir diye düşünüyorum. Çünkü bizim kurumların tamamına zehir bulaşmış.
İdeoloji uğruna bu memlekette her şey çarptırılabilir.

İşte zihin dünyamızla  alay eden  açıklama 4 çeşit zehir var ama Rahmetli Özal’ı bu zehirler öldürecek dozda değil. 19 yıl sonra zehrin vücutta ki etkisi ilk yıllarda ki gibi olur mu?

Rahmetlinin defnedildiği bölgedeki toprağın çevresel faktörleri incelendi mi?
Kefenin bile zehirli madde taşımasını toprağa bağlayan kurul, kuvvetli zehir neticesinde vücuttan geçebileceği ihtimali üzerinde neden durmuyorlar?

Zehir var ama Özal’ı  Allah korumuş…
Güldürmeyin beni!

YAZARIN DİĞER YAZILARI Yazı Arşivi