Hoşgeldiniz, Bugün 15.11.2018 -
  • İstanbul Hava Durumu11°C / 18°Cİstanbul Hava DurumuÇok Bulutlu
  • Ankara Hava Durumu3°C / 15°CAnkara Hava DurumuParçalı Bulutlu
  • İzmir Hava Durumu12°C/ 20°Cİzmir Hava DurumuAz Bulutlu
Son Dakika Haberleri
Cebrail Mungan Cebrail Mungan cebrail@endogruhaber.com
Bir sabah ansızın çalan kapı “küt küt “

Kısa bir bekleyişin ardından tekrar kapı, gecenin karanlığında kimsenin duymadığı feryatla çalmaya devam etti…

Kapının önünde beklerken ince tüllü elbise ile sabahlık karışımı bir giysinin içinde titremeye başladığını hissetti...
Zaten narin yapılı zayıf, solgun bir yüze sahip olan Rukiye’nin halini görenlerin onun bir hastalık içinde olduğunu düşünmeleri gayet normaldi…
Yüzüne yansıyan acı hep gitmeyen ifadesi değil miydi sanki... İnce tüllü elbisenin karın bölgesini sıkıca tutup bastırıyordu…

Apansız bir daha “kanı çekilmiş bembeyaz eliyle “ kapıyı çaldıktan sonra hiç beklemeden sırtını dönmüş giderken yüzü asıldı ve neredeyse ağlamak üzereydi ki; kapının cırıltılı hali karanlıktan yankılanarak Rukiye’nin kulaklarında patlamıştı…

Kapının açılmasına bir yandan sevinirken bir yandan da içinde yaşadığı buhranla yüzünde ifadesiz bir şekil oluşmuştu…
Acı onun hep yaşadığı bir ifadeydi. İçindeki acıya son bir kez karşı koyarak yüzünü kapıya döndü…

Kapısını çaldığı komşusu olan Mehtap ise uyku sersemliği içinde yüzünü buruşturuyordu... Karşısında Rukiye’yi görünce önce korkudan endişeli bir hal ile apar topar içeri buyur etti.

Rukiye verdiği rahatsızlığı düşünerek çekingen bir tavırla Mehtap’a dönerek;
 

-“Mehtap çok korkuyorum “ dedi ve göz yaşlarını tutamadı…

Mehtap hiçbir şey demeden sarılarak onu içeri aldı. Işık altında yüzünün morlukları daha belirginleşmeye dudakları arasında süzülmüş ve kurumuş kan lekelerini görünce mehtap dehşet içinde kalmıştı.

-“Ne oldu Rukiye sana “ dedi ve öylece susup kaldı…
Sanki bilmiyormuş gibi davranmanın ne yararı olacaktı Rukiye için…

Her gece kocasından yediği dayağın feryatlarını duymamışçasına iki yüzlü davranmanın çaresizliği içinde kafasını önüne eğdi. Rukiye’nin ağlamaktan sesi kısılmış halde çıkardığı inilti yürek burkuyordu.

İnce bir cılız sesle seni rahatsız ettim diyecek oldu. Kelimeleri çıkaramadan Mehtap’ın sus işareti ile öylece kelimeler boğazında düğümlendi.

Zaten Mehtap sus dese ne yazardı… Hayatı boyunca önce baba şiddetine maruz kalmış ardından koca dayaklarına hep susmamış mıydı…
Ne olacaktı son bir kez daha susmaktan…
 

GÖZ YAŞLARINIZI TUTAMAYACAKSINIZ… BİR KADINA BUNLAR YAPILIR MI?

 

Bir anda gözleri kararıp oturduğu kanepenin üzerine yığılıverdi…

Karnında oluşan sıyrık bir hayli derindi… Bir havlu ile bastırdığı kan süzülerek ince tüllü gelinlik misali giysinin üzerinden süzülerek damlıyordu…

Zaten “Eve gelinlikle girilir kefenlikle çıkarsın “ diyen bir toplumun yansıması değil miydi hali...
Karnından süzülen kanı nedense sonra fark eden Mehtap derin bir çığlık attı.

Her gece duyduğu feryatlara ses çıkarmayan Mehtap; komşusu Rukiye’nin son yolculuğunun ağıtı misali elinde telefon ile ambulans çağırmaya kalktı…ama çok gecikmişti…

Bir anda bütün annelik duyguları ile sabah okula gidecek olan Rukiye’nin iki küçük çocuğuna ne söyleyeceğini düşününce içini tarifsiz bir acı kapladı…

Mehtap eğilip Rukiye’ye “son bir gayret dayanmalısın “ dedi ama Rukiye artık bu dünyadaki bütün acılarına son bir kez daha susarak yanıt vermişti…
 

Sevgili okuyucularım şiddet kimden ve nereden gelirse gelsin sesiz kalmamalıyız…
Bir toplumu yıkan en önemli şey “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın “mantığıdır.
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!


 

Tıpkı hikayede anlattığım Mehtap’ın durumuna düşmemek ve derin pişmanlıklarla vicdan azabı çekmemek için gördüğünüz ve şahit olduğunuz her şiddete kulaklarınızı kapamayın…
 

Kadına şiddeti esefle kınıyor…Tüm acı çeken Annelerimizin Ellerinden öpüyorum….

 

Ben bir insanım….İnsan olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istedim….
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI Yazı Arşivi